Denizden Babam Çıksa Yerim Dönemi Bitti: 20 Yıllık Zehirli Balık Artıyor

09.08.2026 - 07:20
YAYINLANMA
4 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Denizden babam çıksa yerim dönemi bitti, ama denizlerin içinde saklı tehlikelere dikkat etmek zorundayız. Yaz mevsiminde hava ve deniz suyu sıcaklıkları de yükseldi, sahil bölgelerinde tatilcilerin yoğunluğu artarken, Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, Akdeniz’de son 20 yılda zehirli ve istilacı deniz canlılarının sayısının arttığını belirterek uyarılarda bulundu. Balon balığı, aslan balığı, uzun dikenli deniz kestanesi, çizgili kedi yılan balığı ve kutu balığı gibi türlerin ülke kıyılarında görülmeye başlandığını söyledi. Balon balığının içerdiği tetrodotoksinin ısıya dayanıklı olduğunu belirttik, “Balon balığı pişirilse de zehrini kaybetmez” diyerek, “Toplumda yalnızca iç organlarının zehirli olduğu yönünde yanlış bir inanış bulunuyor. Oysa bilimsel çalışmalar, balon balığının etinin de zehirli olduğunu ortaya koyuyor.” diyerek tüketime karşı ciddi uyarılarda bulundu.

Dr. Köşker, balon balığının derisinde de yüksek miktarda toksin bulunabildiğini, özellikle ellerinde açık yara bulunan vatandaşların ve amatör balıkçıların balon balığının derisine çıplak elle temas etmemeliydi. Toksin, açık yaradan vücuda geçerek zehirlenmeye neden olabilirdi. Aslan balığının etinin tüketilebildiğini ancak yüzgeç dikenlerinde zehir bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, “Aslan balığı daha çok kayalık bölgelerde yaşayan, fazla hareket etmeyen bir türdür. Diken batması ciddi zehirlenmelere neden olabilir” dedi. Aynı şekilde Doğu Akdeniz kıyılarında yaygınlaşan uzun dikenli deniz kestanesi de kayalık alanlarda görülür. Bu canlıların dikenlerinde de zehir bulunuyor, kayalık bölgelerde denize girerken aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesine karşı dikkatli olunmalı.

Acil Tıp Uzmanı Dr. Tolga Taymaz, küresel ısınma ve insan etkisi nedeniyle denizlerde istilacı türlerin arttığını belirterek, aslan balığının diken temasında şiddetli ağrı, uyuşukluk, morarma, bulantı, kusma ve kalp ritim bozukluğu görülebileceğini söyledi. Taymaz, “Etkilenen bölge dayanılabilecek sıcaklıktaki, yaklaşık 40-45 derecelik suya tutulmalı, yara içinde diken kalıp kalmadığı kontrol edilmeli ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diyerek, “Zehirli deniz kestanesinde de benzer tedbirler alınabilir. Deri bütünlüğünün bozulduğu her durumda mutlaka tetonoz aşısının da yaptırılması gerekmektedir” ekledi. Balon balığı tüketiminin hayati risk taşıdığına dikkat çeken Taymaz, “Balon balığı tüketildiği öğrenildiği anda kişi, vakit kaybetmeden tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır. Ölümler çoğunlukla ilk 6 saat içinde gerçekleşmektedir. Bu zehirlenmeye karşı özel bir antidot bulunmuyor. Destek tedavisi uygulanıyor ancak her zaman başarılı olmayabiliyor” dedi.

Köşker, “Artık ‘Denizden babam çıksa yerim’ anlayışını terk etmeliyiz. Tanımadığımız balıkları kesinlikle tüketmemeliyiz” diyerek, “Kayalık bölgelerde denize girerken aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesi gibi canlıların dikenlerinin batması riskine karşı dikkatli olmalıyız. Ayrıca yaz döneminde nüfusu katlanan sahil bölgelerinde sağlık personelinin bu canlılarla ilgili farkındalığının artırılması ve plajlarda bilgilendirici afişlerin yer alması yeni zehirlenmelerin önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır” ekledi.

Sahil bölgelerinde bilgilendirici afişlerin yer alması, sağlık personelinin farkındalığının artırılması, deniz kıyılarını kullananların bilinçlenmesi açısından kritik. Bu kapsamda, yerel yönetimlerin ve sağlık kurumlarının işbirliği içinde hareket etmesi gerekiyor. Bilinmiyor ki şu an bu konuda ne kadar hazırlıklı?

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
1

Yorum Yap